Adnan SUNGUR
Adnan SUNGUR

ERSUN YANAL NEDEN BAŞARAMAZ?

3 Ocak 2017 Saat: 09:18

Ersun Yanal, genç yaşında Denizlispor’da yaptığı çıkışla birlikte bir anda Türkiye futbolunun gündemine giren isim olmuştu. Daha sonra Vestel Manisaspor, Ankaragücü ve Gençerbirliği gibi takımların başlarında önemli işlere imza atmıştı. En azından bu kulüplerin o günkü seviyelerinin üzerinde başarılar elde etmesinde pay sahibi olmuştu. Zaten bu başarılarından sonra da özellikle büyük kulüplerin gündemindeki isim haline dönüşmüştü. Zaten A Milli Takım serüveni de böyle başlamış, buradaki başarısızlığının ardından da düşüş sürecine girmişti.

Yanal bu süreç içinde aslında bilgisayarı, yani teknolojiyi futbolun içine sokan, yenilikçi ve çağdaş bir isim olarak da lanse edilmişti. Kamuoyundaki imajı da bu şekilde cilalandırılmıştı. Uzaktan bakıldığında insana huzur veren bir teknik adam gibi duruyordu. Çağdaş futbolun genç temsilcisiydi. Tüm bunların yanında alaylı değil, mektepli olması da dikkat çekici bir özelliğiydi. Yani büyük bir takımda ya da A Milli Takım'da uzun süre oynamış, futbol kamuoyunda futbolcu olarak zirveye çıkmamıştı. Arkasında dayısı da yoktu… Bunlar Anadolu’nun ezilen insanlarının gözüne hoş görünmesini de sağlayan etmenlerdi.

Türk futbolunda artık bir Ersun Yanal gerçeği vardı ancak zirveye çıkan insanların her şeyi didik didik edilirdi. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değildi… Dünyanın her yerinde, siyaset, sanat dünyası, iş dünyası, spor dünyasında zirveye çıkan tüm insanların özel hayatı da, geçmişi de irdelenirdi. Bu insanların düzgün olması gerektiği düşüncesi egemendi. Ve Yanal’ın futbolculuk yıllarında şikeye bulaştığı, teknik direktörlüğünde teşvik primine ‘hayır’demediği ileri sürülmüştü. Ayrıca vergi kaçakçılığı ya da evrakta sahtecilik iddialarıyla da  ismi anılıyordu. Bunlar O'nun sahadaki duruşuna da olumsuz yansıyordu.

 

ÜRETEN DEĞİL, SÜREKLİ MAZERET ÜRETEN İSİM HALİNE DÖNÜŞTÜ

 

Tabii ki tüm bunlar ayrı değerlendirilmesi gereken olgulardı. Ersun Yanal, zirveye çıkış yıllarında genç oyuncuları bulup çıkaran, oynatan, vitrine koyan bir teknik direktördü fakat son 10 yılda daha çok transfer yaptıran, bunlarla hedefe ulaşma çabası gösteren bir isim olarak ön plana çıkıyor. Yanal’ın milli takım serüveninin ardından başlayan sürecinde işi sanki ticarete dönmüş havası dikkatlerden kaçmıyor. Gençliğinde yarattığı harika ambiyansın artık nimetlerini yemenin peşinde olan bir teknik direktör imajı verirken, yolu Trabzonspor’a düştü. Üç ayrı dönemde takımın başında yer aldı. Her defasında başarısız olduğunu söyleyebiliriz. Her başarısızlığında istediği tek şey ise transferdi.

Başarısızlıkların faturasını sürekli kadronun yetersizliğine bulan, durmadan mazeret üreten bir teknik direktör profili çizen bir Ersun Yanla ile karşı karşıyayız. Bu 2008’de de böyleydi, 2016’da da böyle ne yazık ki… O'nun bu tutumunun da faturasını Trabzonspor adeta iflasın eşiğine gelerek ödüyor. Tabii ki bu iflas aşamasına gelişte bir tek Ersun Yanal suçlu değil… Son 10 yılın yönetimleri başta olmak üzere, bu süreçte görev yapan ne kadar teknik sorumlu varsa onların da payı vardır bu noktaya gelişte fakat Yanal yönetimlerle birlikte başı çeken isimdir bana göre…

 

SON 10 YILDA YARATTIĞI VİTRİNİN RANTINI YİYOR

 

Ersun Yanal’ın başarısız olmasına yönelik düşüncelerimde kuşkusuz son 10 yılda artık işi ticarete dökmesinin rolü büyüktü. Realist bir teknik direktörün yerinde bu süreç içinde artık yeller esiyor. Sadece mazeret üreten bir isim var karşımızda… Üreten değil, sürekli tüketen ve bununla yetinmeyip, yeniden tüketen bir isim Ersun Yanal… O'nun gençlik yıllarında yarattığı vitrini kullanma, rantını yeme sürecinde başladı Trabzonspor serüveni… Ve hala daha devam ediyor ne yazık ki… Bu da Yanal’ın bir takımı başarılı kılmasını engelleyecek önemli bir faktör olsa gerek…

Ersun Yanal’ın yüzüne baktığımda nedense insan sıcaklığını O'nda hiç ama hiç bulamıyorum… Yani karşısındakine pozitif bir enerji vermiyor. Sanırım O'nunla çalışan birçok futbolcu için de bu geçerlidir. Hayatın her alanında olduğu gibi futbol dünyasında da psikoloji en az yetenek, güç ve zeka kadar önemlidir. Bir futbolcunun psikolojisi bozuksa sahadaki verimi de düşebilir. Çünkü bu psikolojik bozukluk, evdeki yaşamına, beslenmesine, uykusuna etki eder. İdmanına, dinlenmesine ve nihayetinde de zorlu maçlarına da bu olumsuz yansır. Bir de bağlı bulunduğu kişilerin tavrı, tarzı, gülüşü, duygusu insanların çalışma ve başarma arzusunu olumlu ya da olumsuz olarak etkileyebilir.

 

BANA GÖRE YANAL’IN SEVGİSİ İÇTEN DEĞİL, SAHTE!

 

Yani size yürekten bir sevgiyle yaklaşan, bunu gözlerinden mimiklerine ve her türlü davranışına yansıtan insanlarla çalışmak ve başarmak isteği farklıdır. Gülüşünün, sevgisinin, davranışlarının, mimiklerinin sahte olduğunu hissettiğiniz insanla başarma şansınız farklıdır. Sevgisinde samimiyeti hissettiğiniz insanla çalışırken bu sürecin hiç bitmemesini istersiniz. Hayatınızın her anını onunla paylaşmak için can atarsınız. Bu tür durumlarda  yüreğinizi de ortaya koyarak ortak başarıya imza atmak istersiniz. Diğerinde ise tam tersi, sevgisi sahte, gülüşü yapmacık, mimikleri taklit olan insanlardan ne kadar uzak durursanız kar kabul edersiniz.

Ben Ersun Yanal’ın Trabzon’u, Trabzonspor’u, futbolcuyu, futbolu çok sevdiğini düşünmüyorum. O'nun, bu kulüple ilgili açıklamalarında, futbolcuya yaklaşımında bir samimiyetsizlik hissediyorum. O’nun, Trabzonspor’a da, Trabzon’a da, futbolcuya da bakışının sadece çıkara dayalı bir ilişkiyle bezeli olduğu inancındayım. Ve işte yürekten gelen sevgisini vermediği Trabzon’a, Trabzonspor’a ve yönettiği futbolculara verecek hiçbir şeyi olmadığından eminim.

 

YÜREKTEN SEVEN TEKNİK DİREKTÖR GEREKLİ

 

...Ve Ersun Yanal’ın özellikle son 10 yılında herhangi bir takımın seviyesini yükselttiğine tanıklık eden var mı? Ya da, Yanal’la çalışmaya başlayan kaç futbolcunun yeteneklerini en üst seviyeye çıkardığını görebildiniz mi? Oysa birçok takım, birçok futbolcu, çalıştığı teknik direktörlerin yürekten sevgisiyle bulunduğundan çok daha üst seviyelere gelebiliyor ve hatta kendini aşan başarılara imza atabiliyor.

Futbolu sahada duygusuz, robotlardan oluşan bir grubun icra etmediğini biliyorum. Bu nedenle bir kez daha tekrar ediyorum ki, Ersun Yanal’ın yüreğinden gelmeyen sevgisi, ilgisi, ekip arkadaşları olan futbolculara olumlu sinerji olarak yansıması bir yana, tam tersi çok olumsuz yansıyor. Trabzonspor da bunun faturasını ödüyor…

Ne zamana kadar mı?

Trabzon’u, Trabzonspor’u ve çalıştığı futbolcuları yürekten sevdiğini hissettiren bir teknik direktör bulana kadar!

Umarım geç kalınmaz!

YORUMLAR

 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya 1 yorum yapılmıştır
aziz 03.01.2017 15:42
ben de öyle hissdiyorum.... bir giray bulak değil.... reşit akçay değil.. tolunay hiç değil... hatta yılmaz vural bile değil.. adam profosyonel.... aşkla işi karıştırmıuyor....
 

Trabzon Ajans Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Utanmak ve Trabzonspor'u rant aracı görmek! 30 Aralık 2016 Saat: 09:18

ACI VEDA! 26 Aralık 2016 Saat: 22:16

YUSUF'U GÖRMEMEK KÖRLÜKTÜR! 22 Aralık 2016 Saat: 21:33

Tüm Yazıları